İBB Davası'nın ilk beş günü
İBB Davası'nın ilk beş günü
- Gün, 9 Mart 2026 Pazartesi:
- Dava avukatlarından gizlenen duruşma takviminin A Haber'e ifşa edildiği ortaya çıktı. Bu durumun sorulması üzerine açıklama yapmayı reddedip salonu terk etmesi, mahkeme heyetinin bu sızıntıyı, yargıladığı İmamoğlu'nu itham ettiği türden bir gizli örgüt ilişkisi kapsamında gerçekleştirdiği izlenimini uyandırdı.
- Salona ancak saatler sonra dönen mahkeme heyeti savunma avukatlarının ret ve birleştirme taleplerini, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu yönündeki niyet okumasıyla reddetti.
- Mahkeme başkanı, yargılanan İmamoğlu'na söz hakkı vermedi.
- Söz hakkı gasbedilen İmamoğlu'na savcı "Haddini bil!" dedi.
- Mahkeme heyeti yargılamanın sorunsuz yürütülmesine ayak sürüyeceğini, davayı her fırsatta sabote edeceğini gösterdi.
- Bir sivil yönetim, Menderes'i yargılarken radyodan yayınlayan askeri yönetimden bile ağır bir sansüre başladı.
- Gün, 10 Mart 2026 Salı:
- Avukatlık Kanunu ihlal edilerek hukukçuların salona alınmasına engel olunmak istendi. Hukuksuz uygulamadan sonra "vazgeçildi".
- Salonda jandarmalardan duvarlar oluşturulmaya çalışıldı.
- Aykut Erdoğdu'nun HTS kayıtlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ortaya çıktı.
- Gün, 11 Mart 2026 Çarşamba:
- Jandarma el sallayarak selamlaşan akrabalara hukuksuzca müdahale etti.
- Sırrı Küçük'ün herhangi bir gerekçe olmadan tutuklandığı 9,5 ay sonra ortaya çıktı.
- Gün, 12 Mart 2026 Perşembe:
- İstanbul Valisi de İmamoğlu aleyhine ifade veren bir itirafçıyı iftiracılıkla suçladı.
- Bir itirafçının herhangi bir suça tanık olmadığı ortaya çıktı.
- Tutuklulara yalan beyan karşılığında özgürlük vadedildiği ortaya çıktı.
- Suç uydurduğunun ortaya çıkması üzerine savcı öfkelendi.
- Mahkeme heyeti basın mensuplarını keyfî bir şekilde uzaklaştırmaya çalıştı, duruşmayı pazartesiye erteledi.
- Gün, 16 Mart 2026 Pazartesi:
- Basın mensuplarına keyfî bir şekilde turkuvaz kart koşulu getirildi.
- Uluslararası basın keyfî bir şekilde yasaklandı.
- Alınan basın mensupları kamuoyundan davanın kaçırılabilmesi adına kör noktada tutuldu.
- Avukat vekiller uzaklaştırılmaya çalışıldı.
- Bir haftadır son derece isteksiz olduğu görülen mahkeme heyeti önceki kararını hiçe sayıp yargılamaya bu gün devam etmeyi reddetti.
Duruşmalar boyunca verdiği çelişkili kararları gerekçelendirmeyi reddetmesi itibarıyla sorgulayamadığı bir güç odağından talimat aldığı izlenimini uyandıran ve salonu ısrarla basın mensupları ve hukukçulara kapatmaya çalışan mahkeme heyeti yargılamayı tarafsız ve adil gerçekleştirdiği iddiasına bizzat kendisi gölge düşürüyor. Milyonlarca oyla seçilmiş olan İmamoğlu aleyhine açılan örgüt davası esnasında gerçekleşmesine seyirci kalınan sayısız hukuksuzluk ve medyadaki katı sansür, ortada bir örgüt varsa da İmamoğlu'nun lehine değil, hâlihazırda İmamoğlu'na ve asıl onu seçen halkın aleyhine hareket etmekte olduğunun inkarını her geçen gün daha da olanaksız kılıyor. 85 milyon vatandaştan oluşan bir milletin 120 yıllık seçme hakkını bile gasbetmeye cüret edecek kadar azıtmış bir örgütün başında bundan en kârlı çıkacak tek adam kim olabilir, diye düşünmeden edemiyor insan.